Bulgar Sütçünün Dükkanı
16 Nisan 2012 Pazartesi
14 Nisan 2012 Cumartesi
7 Şubat 2012 Salı
Muslera’yı Satanı Biz de Satarız!
Etiketler:
Galatasaray
Galatasaray taraftarının bir kısmı Muslera’ya takmış durumda. Maçta, forumlarda, birahanelerde, dost toplantılarında sürekli kulağıma çalınıyor. Onlara göre Muslera’yı sene sonu 15 milyonu gördüğü an satmalı ve kulübün borçlarına katkı sağlamalıymışız. Sonuna kadar reddediyorum.
Reddetmekten de ziyade aslında biraz bu konuyu açmak istiyorum.
Geçen yaz dönemi Manchester United kaleci arıyordu. Ferguson için 3 aday vardı.
De Gea, Neuer ve Muslera…
21 yaşında ki De Gea 18 Milyon Pound karşılığı A.Madrid’ten transfer edildi.
25 yaşında ki Neuer ise 18 Milyon Euro karşılığı Bayern tarafından Schalke’den transfer edildi.
25 yaşında ki Muslera ise Montevideo takımına 6,750.000 Euro ve Lazio’ya Cana’yı vermek suretiyle Galatasaray’a transfer edildi.
De Gea ve Neuer daha mı iyi kaleci Muslera’dan? Bence De Gea kesin değil ama Neuer sahiden iyi kaleci. Gene de aralarında büyük bir kalite farkı yok.
Neden bu kadar fiyat farkı var peki?
Çünkü çok şanslıyız yada akıllı hareket ettik emin değilim…
Ama süreç şu;
3 kalecinin de level atladığı anlar, turnuvalar var…
De Gea ile A.Madrid Uefa Kupası ve Süper kupa aldı. Ve De Gea cidden de çok iyi maçlar çıkarttı. Üstüne de koymaya devam etti.
Neuer ise Schalke ile bir kupa almadı ama 2010 dünya kupasında rüştünü ispat etti. Ardından da Schalke ile çıktığı CL maçlarında müthiş bir performans sergiledi. Hiç düşmeden devam etti.
Muslera ise 2010 dünya kupasına harika başladı. Yarı final de ki Gana maçında 3 penaltı kurtarması ise onu da aldı bir yerlere oturttu. Lakin, ardından Almanya ve Hollanda’dan 3’er gol yemesi çaptan düşürdü. Lazio’da ki istatistikleri de maç başına 1 golün üzerinde yer şeklinde çıkınca beklenen atılımı yapamadı. De Gea ve Neuer bir düşüm yaşamadı ama Muslera’da ufakta olsa bir düşüş olunca bundan etkilendi. O sırada da talip olduk, uzun süre uğraştık ve aldık. Müthiş bir iş yaptık.
İşte bizim almamızın ardından da Muslera, Copa America’da Uruguay milli takımı ile Neuer’in dünya kupası ve ardından şampiyonlar liginde ve De Gea’nın Uefa kupası ve ardından süper kupada ki atılımını yaptı. Ama artık başı bağlanmıştı!!!
Şimdi Galatasaray’da ve Avrupa kupalarında da olmadığımız için gözden uzakta. İlla ki takip ediliyordur ama 1000 gözden değil 10 gözden. O yüzden de Muslera’yı bu sene sonunda satacağın para 15 milyon € olacağı kesin ama CL gördükten sonra satacağın ücret Neuer ve De Gea’nın üzerinde olacaktır.
O yüzden de en az 1 sezon beklemek lazım. Bu sene sonunda ne veriyorlarsa CL sonrası 7-8 üstü edecektir eminim.
Ha o vakitten sonra işler Kosecki, Kosecki, bitmez sana taraftarın sevgisi, ne Polat ne Yalman, biz de yokuz Kosecki sen olmadan ‘a döner mi döner benden söylemesi!
Hatta ben şimdiden bayrak açayım.
''Muslera’yı satanı biz de satarız''
Reddetmekten de ziyade aslında biraz bu konuyu açmak istiyorum.
Geçen yaz dönemi Manchester United kaleci arıyordu. Ferguson için 3 aday vardı.
De Gea, Neuer ve Muslera…
21 yaşında ki De Gea 18 Milyon Pound karşılığı A.Madrid’ten transfer edildi.
25 yaşında ki Neuer ise 18 Milyon Euro karşılığı Bayern tarafından Schalke’den transfer edildi.
25 yaşında ki Muslera ise Montevideo takımına 6,750.000 Euro ve Lazio’ya Cana’yı vermek suretiyle Galatasaray’a transfer edildi.
De Gea ve Neuer daha mı iyi kaleci Muslera’dan? Bence De Gea kesin değil ama Neuer sahiden iyi kaleci. Gene de aralarında büyük bir kalite farkı yok.
Neden bu kadar fiyat farkı var peki?
Çünkü çok şanslıyız yada akıllı hareket ettik emin değilim…
Ama süreç şu;
3 kalecinin de level atladığı anlar, turnuvalar var…
De Gea ile A.Madrid Uefa Kupası ve Süper kupa aldı. Ve De Gea cidden de çok iyi maçlar çıkarttı. Üstüne de koymaya devam etti.
Neuer ise Schalke ile bir kupa almadı ama 2010 dünya kupasında rüştünü ispat etti. Ardından da Schalke ile çıktığı CL maçlarında müthiş bir performans sergiledi. Hiç düşmeden devam etti.
Muslera ise 2010 dünya kupasına harika başladı. Yarı final de ki Gana maçında 3 penaltı kurtarması ise onu da aldı bir yerlere oturttu. Lakin, ardından Almanya ve Hollanda’dan 3’er gol yemesi çaptan düşürdü. Lazio’da ki istatistikleri de maç başına 1 golün üzerinde yer şeklinde çıkınca beklenen atılımı yapamadı. De Gea ve Neuer bir düşüm yaşamadı ama Muslera’da ufakta olsa bir düşüş olunca bundan etkilendi. O sırada da talip olduk, uzun süre uğraştık ve aldık. Müthiş bir iş yaptık.
İşte bizim almamızın ardından da Muslera, Copa America’da Uruguay milli takımı ile Neuer’in dünya kupası ve ardından şampiyonlar liginde ve De Gea’nın Uefa kupası ve ardından süper kupada ki atılımını yaptı. Ama artık başı bağlanmıştı!!!
Şimdi Galatasaray’da ve Avrupa kupalarında da olmadığımız için gözden uzakta. İlla ki takip ediliyordur ama 1000 gözden değil 10 gözden. O yüzden de Muslera’yı bu sene sonunda satacağın para 15 milyon € olacağı kesin ama CL gördükten sonra satacağın ücret Neuer ve De Gea’nın üzerinde olacaktır.
O yüzden de en az 1 sezon beklemek lazım. Bu sene sonunda ne veriyorlarsa CL sonrası 7-8 üstü edecektir eminim.
Ha o vakitten sonra işler Kosecki, Kosecki, bitmez sana taraftarın sevgisi, ne Polat ne Yalman, biz de yokuz Kosecki sen olmadan ‘a döner mi döner benden söylemesi!
Hatta ben şimdiden bayrak açayım.
''Muslera’yı satanı biz de satarız''
3 Şubat 2012 Cuma
Bas Topa Kaldır Kafanı Sercan!
Etiketler:
Galatasaray
Hakan Şükür'ün Bursa'dan geldiği ilk seneyi hatırlatmak isterim. Hiç tribünden izleme fırsatınız oldu mu bilmiyorum ama ayağında mıknatıs var gibiydi.
Arkadaş o fizikle bu nasıl bir teknik derdim hep.
Sonra yavaş yavaş o özelliğini yitirdi. Farklı bir misyon üstlendi. Pasör ve pres yapan bir santrafor hüvviyetine büründü. Tamamıyla girdiği pozisyonlarda kaçırdığı gollerden dolayı kendi kendine yarattığı bir savunma mekanizmasıydı. Ve bunu hiç ama hiç bir daha çözümleyemedi. Galatasaray'a geldiğinde ki bu özelliğini kaybetti gitti. Hakan Şükür hayatı boyunca, 40 gol attığında da avrupa'da top oynarkende hep bir özgüven sorunu yaşamıştır. Tamamıyla kendi psikoljik probleminden kaynaklanıyordu.
Sercan'da da ben direkt bunu görüyorum. Bursaspor'da ilk parladığında ve adı bizimle anıldığında Sercan'nın top ayağına yakışırdı. Adam geçmek onun için hiç problem değildi çünkü inanılmaz bir patlayan hızı vardı( Taa o zaman yazdığım bir saptamadır.) Topla dururken bir anda depara kalkıp rakibine tur bindirme özelliği vardı.
Daha sonra İbrahim Yazıcı'nın transfer döneminin bitmesine saatler kala çark etmesi ile bize gelmesi geciken Sercan farklı bir yere yelken açtı. Helin Avşar ile birliktelik yaşadı, araba ve hız tutkusuna kapıldı. Ve futboldan koptu.
Tekrar futbola dönmesini sağlayan ise muhtemelen çok kızdığı Ertuğrul Sağlam oldu.
Nasıl mı?
Oynatmayarak.
Oynamaya oynamaya '' ulan ne oluyor, kadroya giremiyorum, futbola uzak kalıyorum, yeteneklerim köreliyor, özgüven problemi yaşamaya başlıyorum '' demeye başladı.
Tekrar kadroya girmek için çalışmaya başladı ama olmuyordu.
Ve karar verdi. '' Ben artık top oynamak istiyorum '' kararını verdi. Bursa'da olmadığına göre yeni bir başlangıç yapmalıydı ve Bursa'dan gitmeye karar verdi. Galatasaray'ın ona talip olması ise onun için bu anlamda çok büyük bir şans oldu. Ve Galatasaray'a transferi gerçekleşti.
Sene başından beri oynadığı her maçta onu dikkatlice izliyorum. Bu çocuk bariz bir şekil de '' geri dönüş '' için çırpınıyor. Ben ciddi bir çaba ve arzu görüyorum.
Özellikle Bursaspor'da hiç görmediğim(belki de az izlediğimden) bir özelliğini görüyorum izlediğim her maçta. Mükemmel tek top yapıyor. Hani orta sahadan pas gelir, forvetin arkası dönüktür yada koşu halindedir ya. İşte Sercan o gelen topları harika bir şekilde yakınında ki oyuncuya aktarıyor. Ama topukla, ama ayak içiyle ama başka biryeriyle. Yani '' patlayan deparını '' bir kenara koymuş ve çift forvet oynayan bir takımın ikinci forveti olarak iyi bir duvar olma yoluna girmiş. Bunu kendisi mi yapmış yoksa Terim mi onu bu şekilde eğitiyor, çalıştırıyor, eğitiyor bilmiyorum ama önemli bir özellik katıyor kendisine.
Diğer yandan belki de futbol hayatında hiç yapmadığı kadar pres yapıyor, mücadele koyuyor.
Amma velakin hem az süre bulmasından hem kendini ispat çabasından hem de uzun süredir futboldan uzak kalmasından dolayı problemler yaşıyor. En önemli yaşadığı problem de gözle görülür bir şekilde '' tayming problemi '' Ya atılan pasa erken hareketleniyor ve topun arkasında kalıyor ya ayağında ki topla yapacağı harekete beyni geç tepki veriyor ve top ayağına dolanıyor ya da ofsayta düşüyor.
Sercan'nın bu sorunu çözmesinin iki yolu var.
Daha fazla dakika alacak ve daha sakin olacak.
Bu problemleri çözerse ki çok genç bence isterse çözer, Terim'in dediği gibi ileri de çok fazla faydalanacağımız bir oyuncumuz olur. Bu problemini çözmek konusunda geç kalırsa ise kaybolur, gider, yazık olur.
Yazık etme kendine Sercan.
Top sende.
Bas topa kaldır kafanı!
Arkadaş o fizikle bu nasıl bir teknik derdim hep.
Sonra yavaş yavaş o özelliğini yitirdi. Farklı bir misyon üstlendi. Pasör ve pres yapan bir santrafor hüvviyetine büründü. Tamamıyla girdiği pozisyonlarda kaçırdığı gollerden dolayı kendi kendine yarattığı bir savunma mekanizmasıydı. Ve bunu hiç ama hiç bir daha çözümleyemedi. Galatasaray'a geldiğinde ki bu özelliğini kaybetti gitti. Hakan Şükür hayatı boyunca, 40 gol attığında da avrupa'da top oynarkende hep bir özgüven sorunu yaşamıştır. Tamamıyla kendi psikoljik probleminden kaynaklanıyordu.
Sercan'da da ben direkt bunu görüyorum. Bursaspor'da ilk parladığında ve adı bizimle anıldığında Sercan'nın top ayağına yakışırdı. Adam geçmek onun için hiç problem değildi çünkü inanılmaz bir patlayan hızı vardı( Taa o zaman yazdığım bir saptamadır.) Topla dururken bir anda depara kalkıp rakibine tur bindirme özelliği vardı.
Daha sonra İbrahim Yazıcı'nın transfer döneminin bitmesine saatler kala çark etmesi ile bize gelmesi geciken Sercan farklı bir yere yelken açtı. Helin Avşar ile birliktelik yaşadı, araba ve hız tutkusuna kapıldı. Ve futboldan koptu.
Tekrar futbola dönmesini sağlayan ise muhtemelen çok kızdığı Ertuğrul Sağlam oldu.
Nasıl mı?
Oynatmayarak.
Oynamaya oynamaya '' ulan ne oluyor, kadroya giremiyorum, futbola uzak kalıyorum, yeteneklerim köreliyor, özgüven problemi yaşamaya başlıyorum '' demeye başladı.
Tekrar kadroya girmek için çalışmaya başladı ama olmuyordu.
Ve karar verdi. '' Ben artık top oynamak istiyorum '' kararını verdi. Bursa'da olmadığına göre yeni bir başlangıç yapmalıydı ve Bursa'dan gitmeye karar verdi. Galatasaray'ın ona talip olması ise onun için bu anlamda çok büyük bir şans oldu. Ve Galatasaray'a transferi gerçekleşti.
Sene başından beri oynadığı her maçta onu dikkatlice izliyorum. Bu çocuk bariz bir şekil de '' geri dönüş '' için çırpınıyor. Ben ciddi bir çaba ve arzu görüyorum.
Özellikle Bursaspor'da hiç görmediğim(belki de az izlediğimden) bir özelliğini görüyorum izlediğim her maçta. Mükemmel tek top yapıyor. Hani orta sahadan pas gelir, forvetin arkası dönüktür yada koşu halindedir ya. İşte Sercan o gelen topları harika bir şekilde yakınında ki oyuncuya aktarıyor. Ama topukla, ama ayak içiyle ama başka biryeriyle. Yani '' patlayan deparını '' bir kenara koymuş ve çift forvet oynayan bir takımın ikinci forveti olarak iyi bir duvar olma yoluna girmiş. Bunu kendisi mi yapmış yoksa Terim mi onu bu şekilde eğitiyor, çalıştırıyor, eğitiyor bilmiyorum ama önemli bir özellik katıyor kendisine.
Diğer yandan belki de futbol hayatında hiç yapmadığı kadar pres yapıyor, mücadele koyuyor.
Amma velakin hem az süre bulmasından hem kendini ispat çabasından hem de uzun süredir futboldan uzak kalmasından dolayı problemler yaşıyor. En önemli yaşadığı problem de gözle görülür bir şekilde '' tayming problemi '' Ya atılan pasa erken hareketleniyor ve topun arkasında kalıyor ya ayağında ki topla yapacağı harekete beyni geç tepki veriyor ve top ayağına dolanıyor ya da ofsayta düşüyor.
Sercan'nın bu sorunu çözmesinin iki yolu var.
Daha fazla dakika alacak ve daha sakin olacak.
Bu problemleri çözerse ki çok genç bence isterse çözer, Terim'in dediği gibi ileri de çok fazla faydalanacağımız bir oyuncumuz olur. Bu problemini çözmek konusunda geç kalırsa ise kaybolur, gider, yazık olur.
Yazık etme kendine Sercan.
Top sende.
Bas topa kaldır kafanı!
2 Şubat 2012 Perşembe
Milan Baros, Milan Baros Oley Oley Oley...
Etiketler:
Galatasaray
Baros hatalıysa hakem 10 kere hatalı.
Hakem hakem olsa 5 metreden yapılan penaltıyı görür ki aynı hakem Kasımpaşa maçında Ali Güneş'in planjonunu da görmeyen hakem. Yan hakem görmese penaltı güme gidecekti.
Hakem hakem olsa Baros'a yapılan faulü, ters vermez.
Hakem hakem olsa 2 tane daha penaltı çalardı bu maçta.
Hakem hakem olsa ince ince doğrardı, bu alenen doğradı.
Hakem, hakemliğini yapacak ve ilk omzundan itildiğinde sarı kartı çekecek. Çekecek ki oyuncu da bir daha yeltenmesin.
Yoksa Baros tabi ki hatalı, bir kere bile hakeme yaklaşmamalı, fiziki temas kurmamalı.
Ama öyle bir hava oluştu ki Baros oldu günah keçisi…
Hadi bu maçın günah keçiliğini de bir yere kadar anlarım ama hemen gönderelim, zaten geldiğinden beri ne yapıyor ki edebiyatına girilmesini hiç ama hiç doğru bulmuyorum.
Ki bu sezon az sakatlandı ve iyi bir sezon geçiriyor.
Sahada da kendi hakkını değil takımının hakkını arıyor.
Biz değil miydik senelerdir hakeme pres yapmayı unuttuk, Fenerbahçe her maç Alex başta haklı haksız her pozisyonda hakemin başına üşüşüyor diyenler.
Bizdik.
Peki şimdi yapınca neden olmaz, yapmasınlar diyoruz. Alex, daha Mersin maçında, geçen hafta 70 metre depar atıp hakeme presi koymadı mı? Biraz bitleri kanlandı, TFF falan salvo yaptı hemen sahaya yansıdı. Sene başından beri sünepe Alex biranda çıktı ortaya.
Burası Türkiye. Hakemi çekiştirecen, seyircine şikayet edecen. Ne kadar çok baskı kurarsan o kadar çok kazanma şansın var. Doğru mu değil ama burada oyunun kuralı bu...
İnanılmaz infialler yapıyoruz.
Transfer yapılamadı yönetim istifa, Tulun defol….
Terim, herkesi vetoluyor, yeter, sene sonu gitsin Gerets gelsin...
Ali Dürüst parayla pankart açtırıyor, gitsin...
Sedat Doğan, her şeye muhalif gitsin…
Adnan Öztürk büyük adam. Başkan olacak adam. Süpersin, şöylesin, böylesin...
Baros tukaka, Melo tukaka, Sabri tukaka.
Yahu son 4 maçta ki 7 kayıp puanı Sabri’nin dönüşüne bağlayan azımsanmayacak bir taraftarımız var.
Çıldırmış olmalıyız…
Hakem hakem olsa 5 metreden yapılan penaltıyı görür ki aynı hakem Kasımpaşa maçında Ali Güneş'in planjonunu da görmeyen hakem. Yan hakem görmese penaltı güme gidecekti.
Hakem hakem olsa Baros'a yapılan faulü, ters vermez.
Hakem hakem olsa 2 tane daha penaltı çalardı bu maçta.
Hakem hakem olsa ince ince doğrardı, bu alenen doğradı.
Hakem, hakemliğini yapacak ve ilk omzundan itildiğinde sarı kartı çekecek. Çekecek ki oyuncu da bir daha yeltenmesin.
Yoksa Baros tabi ki hatalı, bir kere bile hakeme yaklaşmamalı, fiziki temas kurmamalı.
Ama öyle bir hava oluştu ki Baros oldu günah keçisi…
Hadi bu maçın günah keçiliğini de bir yere kadar anlarım ama hemen gönderelim, zaten geldiğinden beri ne yapıyor ki edebiyatına girilmesini hiç ama hiç doğru bulmuyorum.
Ki bu sezon az sakatlandı ve iyi bir sezon geçiriyor.
Sahada da kendi hakkını değil takımının hakkını arıyor.
Biz değil miydik senelerdir hakeme pres yapmayı unuttuk, Fenerbahçe her maç Alex başta haklı haksız her pozisyonda hakemin başına üşüşüyor diyenler.
Bizdik.
Peki şimdi yapınca neden olmaz, yapmasınlar diyoruz. Alex, daha Mersin maçında, geçen hafta 70 metre depar atıp hakeme presi koymadı mı? Biraz bitleri kanlandı, TFF falan salvo yaptı hemen sahaya yansıdı. Sene başından beri sünepe Alex biranda çıktı ortaya.
Burası Türkiye. Hakemi çekiştirecen, seyircine şikayet edecen. Ne kadar çok baskı kurarsan o kadar çok kazanma şansın var. Doğru mu değil ama burada oyunun kuralı bu...
İnanılmaz infialler yapıyoruz.
Transfer yapılamadı yönetim istifa, Tulun defol….
Terim, herkesi vetoluyor, yeter, sene sonu gitsin Gerets gelsin...
Ali Dürüst parayla pankart açtırıyor, gitsin...
Sedat Doğan, her şeye muhalif gitsin…
Adnan Öztürk büyük adam. Başkan olacak adam. Süpersin, şöylesin, böylesin...
Baros tukaka, Melo tukaka, Sabri tukaka.
Yahu son 4 maçta ki 7 kayıp puanı Sabri’nin dönüşüne bağlayan azımsanmayacak bir taraftarımız var.
Çıldırmış olmalıyız…
1 Şubat 2012 Çarşamba
Galatasaray - Antalyaspor : 1-1
Etiketler:
Galatasaray STSL Maçları
Rakip hocalar bayağa bayağa bizi çözümlemiş durumdalar. Orta sahaya pres ve iyi kapanan, kademeli bir defansa karşı pozisyon zenginliği yaşayamayan bir takım olduğumuzu 3 maçtır bize gösteriyorlar. İşte Eskişehir maçı, işte Bursa maçı, işte Antalyaspor maçı. Bu 3 maçta toplam 3 pozisyon verdik. Bizde çok pozisyon bulamadık. Yani rakipler oyunu kitliyorlar ve biz açamıyoruz. Shaqiri, Amrabat tarzı oyuncular bu yüzden gerekliydi.
• Selçuk İnan, Karabükspor maçının daha 15.saniyesinde kısa bir pas attı ve Cernat kaleciyle karşı karşıya kaldı. Muslera kurtardı. O pozisyondan beri Selçuk İnan durmuş durumda. Hiç bir şey oynamıyor. Hele dün akşam futbolu unutmuş gibiydi. Kar fobisi mi vardı bilmiyorum ama inanılmaz acemi bir oyun sergiledi. Fatih Terim ona neden 90 dakika dayandı anlamak mümkün değil.
• Eboue, Afrika kupasında…
• Baros sakat…
• Kazım kiralandı..
9’da 9 yapan kadrodan 3 oyuncu yok biri de var ama yok! Zaten kısıtlı olan kadromuz böylesine eksikleri haliyle kaldıramıyor. Bunların üstüne şans bu ya 2 maç üst üste karla ve buzla kaplı zeminler, göz gözü görmeyecek nitelikte yağış eklendi. Rakipler de bu dönemde hep bize ters gelen Eskişehir, Bursa, Antalya olunca o da tuzu biberi oldu.
Aslında kötü başlamadık. Antalya’nın sağ kanadını Riera ile arka arkaya 3 kere deldik. Riera’da güzel ortalar yaptı. Ama beceriksizlik mi Ömer’in efsunu mu bilemiyorum nedir artık ama olmadı beceremedik. Emre Çolak’ın şutu çok güzeldi. Selçuk İnan’nın koskoca kale yerine kafasıyla topu dışarı atması ise tam bir konsantrasyon sorunuydu.
Milan Baros’un oyuna girmesi ve hakemi her pozisyonda iteklemesi, hakem ona karşılık vermedikçe de üstüne üstüne yüklenmesi sonucunda kırmızı kart görmesi affedilir bir şey değildi.
Takımda revizyon şart…
• Elmander’e inanılmaz bir yüklenme var. Dinlendirilmesi lazım.
• Selçuk sıfır noktasında. Kesin dinlendirilmesi lazım. Böyle devam ederse sakatlanabilir.
• Necati Ateş tempolu bir giriş yapar umarım. Baros’un sakatlığı, Baros’un cezası, Elmander’in yorgunluğu derken ihtiyaç bir transfer oldu.
• Sağ kanadı Yiğit’e emanet etme zamanı geldi. Zaten çok fazla alternatifte yok. Sıfıra inip tek orta yapmayan bir Emre ile olacak alan değil o bölge.
Bunların dışında enseyi karartmaya gerek yok. 20 puan fark yapıp play-off girme hayalleri olanlar vardı herhalde. Bunun kadro kalitesi olarak mümkün olmadığını daha evvel belirttim. Ama kadro kaliten yeterli olsa bile bu düzeni kuranlar play-off heyecanı için sana bunun iznini vermezlerdi. Ligi ilk 4 içinde tamamlamak mühim olan. Ve mühim olan, Selçuk, Melo, Elmander, Baros, Engin gibi kafa oyuncularını play-off’lara diri bırakabilmek. O zaman zaten sorun olmaz…
Bu arada Beşiktaş’a karşı 9’da 9 mağlubiyet yapan Şifo’nun Galatasaray’a karşı bu kaçıncı aldığı puan ben saymayı unuttum.
Ve Ömer Çatkıç.
Taraftarın yarattığı bir canavar. Her Antalya maçı öncesi söylüyorum. Bu adamı yuhalamayın, küfür etmeyin, yokmuş gibi yapın. Adam sizin küfürünüzden iyi yönde etkileniyor, daha da iyi oynuyor ve her maçta kahraman oluyor. Taraftar halbuki bu konuda Fenerbahçe derbisinden antremanlıydı. Volkan ile uğraşmayınca sahada Volkan diye bir şey kalmadı. Ömer’e de aynısını yapmak lazım ama artık çok geç.
• Selçuk İnan, Karabükspor maçının daha 15.saniyesinde kısa bir pas attı ve Cernat kaleciyle karşı karşıya kaldı. Muslera kurtardı. O pozisyondan beri Selçuk İnan durmuş durumda. Hiç bir şey oynamıyor. Hele dün akşam futbolu unutmuş gibiydi. Kar fobisi mi vardı bilmiyorum ama inanılmaz acemi bir oyun sergiledi. Fatih Terim ona neden 90 dakika dayandı anlamak mümkün değil.
• Eboue, Afrika kupasında…
• Baros sakat…
• Kazım kiralandı..
9’da 9 yapan kadrodan 3 oyuncu yok biri de var ama yok! Zaten kısıtlı olan kadromuz böylesine eksikleri haliyle kaldıramıyor. Bunların üstüne şans bu ya 2 maç üst üste karla ve buzla kaplı zeminler, göz gözü görmeyecek nitelikte yağış eklendi. Rakipler de bu dönemde hep bize ters gelen Eskişehir, Bursa, Antalya olunca o da tuzu biberi oldu.
Aslında kötü başlamadık. Antalya’nın sağ kanadını Riera ile arka arkaya 3 kere deldik. Riera’da güzel ortalar yaptı. Ama beceriksizlik mi Ömer’in efsunu mu bilemiyorum nedir artık ama olmadı beceremedik. Emre Çolak’ın şutu çok güzeldi. Selçuk İnan’nın koskoca kale yerine kafasıyla topu dışarı atması ise tam bir konsantrasyon sorunuydu.
Milan Baros’un oyuna girmesi ve hakemi her pozisyonda iteklemesi, hakem ona karşılık vermedikçe de üstüne üstüne yüklenmesi sonucunda kırmızı kart görmesi affedilir bir şey değildi.
Takımda revizyon şart…
• Elmander’e inanılmaz bir yüklenme var. Dinlendirilmesi lazım.
• Selçuk sıfır noktasında. Kesin dinlendirilmesi lazım. Böyle devam ederse sakatlanabilir.
• Necati Ateş tempolu bir giriş yapar umarım. Baros’un sakatlığı, Baros’un cezası, Elmander’in yorgunluğu derken ihtiyaç bir transfer oldu.
• Sağ kanadı Yiğit’e emanet etme zamanı geldi. Zaten çok fazla alternatifte yok. Sıfıra inip tek orta yapmayan bir Emre ile olacak alan değil o bölge.
Bunların dışında enseyi karartmaya gerek yok. 20 puan fark yapıp play-off girme hayalleri olanlar vardı herhalde. Bunun kadro kalitesi olarak mümkün olmadığını daha evvel belirttim. Ama kadro kaliten yeterli olsa bile bu düzeni kuranlar play-off heyecanı için sana bunun iznini vermezlerdi. Ligi ilk 4 içinde tamamlamak mühim olan. Ve mühim olan, Selçuk, Melo, Elmander, Baros, Engin gibi kafa oyuncularını play-off’lara diri bırakabilmek. O zaman zaten sorun olmaz…
Bu arada Beşiktaş’a karşı 9’da 9 mağlubiyet yapan Şifo’nun Galatasaray’a karşı bu kaçıncı aldığı puan ben saymayı unuttum.
Ve Ömer Çatkıç.
Taraftarın yarattığı bir canavar. Her Antalya maçı öncesi söylüyorum. Bu adamı yuhalamayın, küfür etmeyin, yokmuş gibi yapın. Adam sizin küfürünüzden iyi yönde etkileniyor, daha da iyi oynuyor ve her maçta kahraman oluyor. Taraftar halbuki bu konuda Fenerbahçe derbisinden antremanlıydı. Volkan ile uğraşmayınca sahada Volkan diye bir şey kalmadı. Ömer’e de aynısını yapmak lazım ama artık çok geç.
Geri Dönüş - Necati Ateş Galatasaray'da...
Etiketler:
Yeni Transferler
Necati Ateş, atar, kaçırır, yaşlıdır, gençtir bir sürü şey.
Gene bir sürü laf, mevzu.
uA açıklama yapmış, ayarımızı bozmayın falan demiş, off ki ne off yani.
Aynı mevzuya girmek istemiyorum.
Galatasaray’ın her futbolcusuna aşık olmak benim suçum mu?
Ben böyleyim kusura bakmayın.
Biraz ballandırayım, hatırlayayım, hatırlatalım o yüzden
• Gol şansı olan bir oyuncudur.
• Ceza sahasında pozisyon almasını bilir.
• Ayakla, kafayla, röveşatayla, voleyle, her yeriyle gol atabilir.
• İyi penaltı atar.
• Uzaktan atar, karşı karşıya atar.
• Adam geçer, dripling yapar.
• Genelde de jeneriklik gol atar.
• Melo, Engin, Baros, Elmander gibidir. Kaybetmeye tahammülü yoktur.
• Nöbetçidir. Ali Sami Yen nöbetçisidir. Tuncay Şanlı bayrak dikmesin diye başında bekler.
• Korkusuzdur. Gider İsviçre maçında penaltı noktasına, kimsenin yapamadığını yapar ve atar penaltıyı.
• Fenerbahçe zenci sever birde Necati sever sözünün çıkış noktasıdır.
• Necati candır.
Tabi ki olumsuz yönleride var.
Tabi ki hepsi de aklımda.
Unutmadık.
Ama artık armanın koruması altındadır.
Yani kutsaldır.
Vurduğun gol olsun aslan.
Gene bir sürü laf, mevzu.
uA açıklama yapmış, ayarımızı bozmayın falan demiş, off ki ne off yani.
Aynı mevzuya girmek istemiyorum.
Galatasaray’ın her futbolcusuna aşık olmak benim suçum mu?
Ben böyleyim kusura bakmayın.
Biraz ballandırayım, hatırlayayım, hatırlatalım o yüzden
• Gol şansı olan bir oyuncudur.
• Ceza sahasında pozisyon almasını bilir.
• Ayakla, kafayla, röveşatayla, voleyle, her yeriyle gol atabilir.
• İyi penaltı atar.
• Uzaktan atar, karşı karşıya atar.
• Adam geçer, dripling yapar.
• Genelde de jeneriklik gol atar.
• Melo, Engin, Baros, Elmander gibidir. Kaybetmeye tahammülü yoktur.
• Nöbetçidir. Ali Sami Yen nöbetçisidir. Tuncay Şanlı bayrak dikmesin diye başında bekler.
• Korkusuzdur. Gider İsviçre maçında penaltı noktasına, kimsenin yapamadığını yapar ve atar penaltıyı.
• Fenerbahçe zenci sever birde Necati sever sözünün çıkış noktasıdır.
• Necati candır.
Tabi ki olumsuz yönleride var.
Tabi ki hepsi de aklımda.
Unutmadık.
Ama artık armanın koruması altındadır.
Yani kutsaldır.
Vurduğun gol olsun aslan.
29 Ocak 2012 Pazar
Bursaspor-Galatasaray:0-1
Etiketler:
Galatasaray STSL Maçları
MAÇ
Şike yapmadığın sürece ligin bazı kalburüstü takımlarına puan kaybetmen kaçınılmaz oluyor.
Bursa puan kaybı yaşama ihtimalinin çok olduğu bir deplasmandır.
Her maçı kazanamazsınız.
Her maç iyi futbol da oynayamazsınız.
2 tane yapılacak transfer de takımın kötü oyununu değiştirmeyecektir.
Çok bariz, ligin ikinci yarısına çok kötü başladık. Daha evvel de yazdım. Gitgide daha kötü oynuyoruz ama 3-4 ata ata gittiğimiz için fark edilmiyor. Hatta puan farkı 5 olunca kötü futbol iyice kadrajdan çıkıyor.
Bursaspor maçı ise ligin ikinci yarısında oynadığımız en iyi maçlardan birisi oldu.
Çok iyi defans yaptık ki, sene başından beri zaten en iyi yaptığımız şey bu.
İyi de atak organizasyonları yaptık.
Pozisyonlara da girdik.
Özellikle Sercan o kadar hareketliydi ki Bursaspor defansının ritmini fena bozdu.
Elmander gene ligin ikinci yarısının en iyi maçlarından birisini oynadı.
Maç Bursaspor’un yarısahasında oynandı.
Ertuğrul Sağlam, güzel bir Lucescu taktiği ile maçı kazanmayı bildi. Şansı yaver gitti. Başka bir şey değil.
Bir kere geldi, pir geldi, golü attı, yattı, kaçtı, gitti…
Olur, nazar boncuğu olur.
Halen lideriz. Hem de rakiplerimizden çok çok eksik bir kadro ile lideriz…
Maçtan sonra forumlarda, basında Fatih Terim’e yapılan eleştirilere gelince. İnsafınız kurusun arkadaş. Başka bir şey demiyorum…
FELİPE MELO DEĞİŞİKLİĞİ
• Melo, çok iyi oynuyordu. Kesinlikle sahanın en iyilerindendi.
• Fırat Aydınus’ta Melo’nun üzerine çok iyi oynuyordu
• 10 kişi kalırsan maçı kazanma şansın kalmaz.
• Melo atılırsa ne şartla atılacağı belli değil, sonra ki kaç maçta daha olmayacağı da belli değil.
• Ben maçı seyrederken ‘’ Melo harikasın ve Terim çıkart Melo’yu ‘’ aynı cümlede kullandım.
• Gri bir karar. Her şekilde eleştiri alırdı. Bu şekilde daha çok eleştiri alırdı ve alıyor. Bence iyi yaptı.
SERCAN YILDIRIM DEĞİŞİKLİĞİ
• Fatih Terim, Sercan’nın topa vurmayıp geri çekmesine sinirlendi ve onu oyundan aldı.
• Maç aslında Melo’nun çıkması ile değil Sercan’nın çıkması ile bitti.
• Yerine Kazım’ı alarak çift forvete devam etmek istedi Terim ama kendi futbol bilgisine ihanet etti.
• Takım tek forvete döndü. Pozisyon kısırlığına girildi.
• Adam geçebilen bir oyuncun kenara alınmış oldu.
• Sercan çok eleştiri almış ama ben çok diri, araştırmacı ve iyi buldum…
YİĞİT GÖKOĞLAN
• Ankaragücü maçında sanırım Melo’ya bir orta yaptı. O ortayı bizim iki kanatta da yapan yok.
• Ankaragücü maçında iyi bir 4-3-3 forveti gibi soldan gelerek harika araya kaçtı ve golü buldu.
• Bursa maçında iyi bir 4-3-3 forveti gibi sağdan gelerek 3 kişinin arasına girdi, sürati ile iyi geçti, ama top ayağına oturmadı belki de golü atmıştı.
• Bursa maçında sağdan güzel bir orta yaptı. Tam Elmander’in kafasına. O ortayı da yapan bizim takım da yok.
• Bir Messi, Hnery beklentimiz yoksa bu çocuk faydalı olacağa benziyor.
• Ha tabi ki Olcan'da alınsaydı ama olmadı. Birbirinden farklı oyuncular. Yiğit bu takıma bence lazımdı.
Şike yapmadığın sürece ligin bazı kalburüstü takımlarına puan kaybetmen kaçınılmaz oluyor.
Bursa puan kaybı yaşama ihtimalinin çok olduğu bir deplasmandır.
Her maçı kazanamazsınız.
Her maç iyi futbol da oynayamazsınız.
2 tane yapılacak transfer de takımın kötü oyununu değiştirmeyecektir.
Çok bariz, ligin ikinci yarısına çok kötü başladık. Daha evvel de yazdım. Gitgide daha kötü oynuyoruz ama 3-4 ata ata gittiğimiz için fark edilmiyor. Hatta puan farkı 5 olunca kötü futbol iyice kadrajdan çıkıyor.
Bursaspor maçı ise ligin ikinci yarısında oynadığımız en iyi maçlardan birisi oldu.
Çok iyi defans yaptık ki, sene başından beri zaten en iyi yaptığımız şey bu.
İyi de atak organizasyonları yaptık.
Pozisyonlara da girdik.
Özellikle Sercan o kadar hareketliydi ki Bursaspor defansının ritmini fena bozdu.
Elmander gene ligin ikinci yarısının en iyi maçlarından birisini oynadı.
Maç Bursaspor’un yarısahasında oynandı.
Ertuğrul Sağlam, güzel bir Lucescu taktiği ile maçı kazanmayı bildi. Şansı yaver gitti. Başka bir şey değil.
Bir kere geldi, pir geldi, golü attı, yattı, kaçtı, gitti…
Olur, nazar boncuğu olur.
Halen lideriz. Hem de rakiplerimizden çok çok eksik bir kadro ile lideriz…
Maçtan sonra forumlarda, basında Fatih Terim’e yapılan eleştirilere gelince. İnsafınız kurusun arkadaş. Başka bir şey demiyorum…
FELİPE MELO DEĞİŞİKLİĞİ
• Melo, çok iyi oynuyordu. Kesinlikle sahanın en iyilerindendi.
• Fırat Aydınus’ta Melo’nun üzerine çok iyi oynuyordu
• 10 kişi kalırsan maçı kazanma şansın kalmaz.
• Melo atılırsa ne şartla atılacağı belli değil, sonra ki kaç maçta daha olmayacağı da belli değil.
• Ben maçı seyrederken ‘’ Melo harikasın ve Terim çıkart Melo’yu ‘’ aynı cümlede kullandım.
• Gri bir karar. Her şekilde eleştiri alırdı. Bu şekilde daha çok eleştiri alırdı ve alıyor. Bence iyi yaptı.
SERCAN YILDIRIM DEĞİŞİKLİĞİ
• Fatih Terim, Sercan’nın topa vurmayıp geri çekmesine sinirlendi ve onu oyundan aldı.
• Maç aslında Melo’nun çıkması ile değil Sercan’nın çıkması ile bitti.
• Yerine Kazım’ı alarak çift forvete devam etmek istedi Terim ama kendi futbol bilgisine ihanet etti.
• Takım tek forvete döndü. Pozisyon kısırlığına girildi.
• Adam geçebilen bir oyuncun kenara alınmış oldu.
• Sercan çok eleştiri almış ama ben çok diri, araştırmacı ve iyi buldum…
YİĞİT GÖKOĞLAN
• Ankaragücü maçında sanırım Melo’ya bir orta yaptı. O ortayı bizim iki kanatta da yapan yok.
• Ankaragücü maçında iyi bir 4-3-3 forveti gibi soldan gelerek harika araya kaçtı ve golü buldu.
• Bursa maçında iyi bir 4-3-3 forveti gibi sağdan gelerek 3 kişinin arasına girdi, sürati ile iyi geçti, ama top ayağına oturmadı belki de golü atmıştı.
• Bursa maçında sağdan güzel bir orta yaptı. Tam Elmander’in kafasına. O ortayı da yapan bizim takım da yok.
• Bir Messi, Hnery beklentimiz yoksa bu çocuk faydalı olacağa benziyor.
• Ha tabi ki Olcan'da alınsaydı ama olmadı. Birbirinden farklı oyuncular. Yiğit bu takıma bence lazımdı.
27 Ocak 2012 Cuma
Albert Riera'ya Tebrik!
Etiketler:
Galatasaray
Riera, Ankaragücü maçında iyi bir performans sergiledi ve 2 asist, 1 gol ile maçı tamamladı.
Ardından Fatih Terim tarafından oyundan alındı.
Alkışlarla oyun alanını terk etti.
Gerçekten de geldiğinden beri ki en belirgin performansını ortaya koymuştu.
Tebrik edilmeliydi de…
Ama sadece seyirci değil Kazım ‘da yedek kulubesinde kendisini tebrik ediyordu.
Hem de nasıl bakın;
Tabi resimde ki alt yazının tamamıyla bir Ligtv uydurması olduğunu tahmin ediyorsunuzdur sanırım. Bu sıralar Erhan Telli ile fazla takılıyorlar sanırım:)
Ardından Fatih Terim tarafından oyundan alındı.
Alkışlarla oyun alanını terk etti.
Gerçekten de geldiğinden beri ki en belirgin performansını ortaya koymuştu.
Tebrik edilmeliydi de…
Ama sadece seyirci değil Kazım ‘da yedek kulubesinde kendisini tebrik ediyordu.
Hem de nasıl bakın;
Tabi resimde ki alt yazının tamamıyla bir Ligtv uydurması olduğunu tahmin ediyorsunuzdur sanırım. Bu sıralar Erhan Telli ile fazla takılıyorlar sanırım:)
Yıldırım Demirören SUS Artık!!!
Etiketler:
Galatasaray
Kendi kendinize yarattığınız bir senaryoyu yıllardır pişirip pişirip önümüze koyuyorsunuz.
Bu senaryonun yazarı Beşiktaş.
Galatasaray 45 averaj, 63 puan., Beşiktaş 43 averaj, 63 puan ile girdiği son hafta da Galatasaray’ın 8 gole ihtiyacı mı var ki 8 gollük bir şike anlaşması yapsın. 2 tane atsak 5 tane atmak zorunda Beşiktaş anlamıyor musunuz halen? 5-0 kazansak şike yok mu diyecektiniz yani? Neye göre şike var? Alınan skora göre mi? Bu nasıl bir saçmalamadır? Üzerinden bu kadar geçen ve sadece saçma sapan konuşmalar yapan bir camia olduğunuzun farkında mısınız? Bizim hocamız ve yöneticilerimiz şike suçlaması ile yargılanmıyor sayın Demirören!
• Yıldırım Demirören 2008 yılında bir konuşma da ‘’ Ankara’da ki basket maçı ‘’ demişti.
• Bu sefer de şike genel kurulunda konuşmasına 8-0 biten Ankaragücü maçını hatırlatarak girdi.
• Ali Koç’un heryerden kovdurttuğu, hiçbir yerde iş verdirtmediği Tuğrul Yenidoğan da Zalad için ‘’ 8 golü yediği dakikaları ayarlayamadı, çok belli etti ‘’ diye ipe sapa gelmez, yanlış bilgiler vermişti. Halbuki Zalad o maçta sadece 5 gol yemiş ve ilk devre sonunda oyundan çıkmıştı.
Beşiktaş camiasının için de büyük bir yaradır o sezon;
Peki nereden geliyor bu yara bir bakalım…
• Tsyd Kupası Finalinde Galatasaray’a 3-2 kaybedip kupayı kazanamadığı için…
• Lig maçında kendi sahasında, İnönü’de Galatasaray’a 3-1 kaybettiği için…
• Lig maçında Samiyen’de Galatasaray ile 1-1 berabere kalıp kazanamadığı için, o gün ikili averaj olmasa da bunun farkında oldukları için…
• Federasyon kupasi finalinin ilk maçında, Ali sami yen'de 1-0 kaybettiği için…
• Federasyon kupasi finalinin ikinci maçında inonu'de 9 kişi kalan Galatasaray’ı yenemeyip 2-2 beraber kalarak kupayi galatasaray'a biraktığı için…
• Cumhurbaşkanlığı kupası finalinde Galatasaray’a 2-0 kaybedip kupayı Galatasaray’a kaptırdığı için…
• Kendilerinin 2 maçta 10 gol attığı Ankaragücü’ne Galatasaray 2 maçta 11 gol attığı için…
Unutulan bu Ankaragücü maçı ile ilgili birkaç sorum var;
• Eski Beşiktaş’lı futbolcu Fikret Demirer o maçta neden oynamamıştır?
• Eski Beşiktaş’lı futbolcu Sinan Engin o maçta neden oynamamıştır?
• Beşiktaş’ın 100. Yıl formasına imza atabilen bu oyuncular neden şikeyi bozmamışlardır? Neden tek günah keçisi Zalad olmuştur.
Rade Zalad ile bir röportaj yapıldı yıllar sonra, bakalım ne demiş Zalad;
1992-93 sezonunun son haftasında g.saray ile ankara’da oynadığınız ve 8-0 yenildiğiniz maçı hatırlıyor musunuz?
Hatırlamaz olurmuyum. 20 yıllık profesyonel futbol yaşantımı o maçta noktaladım.
Neden?
Galatasaray maçında ilk yarı oynadım ve 5-0 öndelerdi. hocamız tınaz tırpan’dı. ilk devre bitti, soyunma odasına girdik. ben eldivenlerimi çıkartıp tınaz hocaya verdim ve, “hoca buraya kadarmış. herkese teşekkür ediyorum. güzel günlerim geçti; ama yarın gazetelerde bu maçla ilgili iğrenç yorumlar yapılacak. ben futbolu bırakıyorum.” dedim. 2. yarıda kaleye arif geçti. 3 tane de o yedi. ama herkes o 8 golü benim yediğimi zannediyor.
Peki, o maçtan önce hiç şike teklifi geldi mi?
kesinlikle almadım. ama g.saray maçında ben takımdaki hiçbir arkadaşımı suçlamıyorum. keşke ben o gün 4 penaltı kurtarsam, harika oynasam ve maçı kazansaydık. ben hâlâ o maçı düşünüyorum. şimdi beşiktaş’ın menajeri olan sinan engin de a.gücü’nde oynuyordu. bana g.saray maçından önce geldi ve, “eğer sen bu maçta iyi oynarsan seni beşiktaş’a kaleci antrenörü olarak alacaklar.” dedi. ben de ona, “bana ne kaleci antrenörlüğünden.” dedim.
Neden Ankaragücü o kadar kötü oynadı?
Biz Galatasaray maçından önceki dört haftada üç galibiyet almış ve ligde kalmayı garantilemiştik. özellikle sarıyer’i yendikten sonra bütün takımda bir rehavet oldu. as oyuncuların çoğu ufak tefek bahanelerle idmanlara çıkmıyordu. kendilerini hiç zorlamadılar. zorladıklarında da adale çekmesini bahane edip idmanı bıraktılar. ayak tenisi oynayıp maçı bekliyorlardı. zaten g.saray maçından önce de tüm basın bu maçta şike olacağını yazarak gündem oluşturmuştu. biz o maçı 2-0 kaybetsek de şike konuşulacaktı.
Sayın Demirören okudunuz mu bu röportajı hiç?
Aksini ispat etme şansınız var mı?
Elinizde bir belge, doküman var mı?
Bir video kaydı, telefon görüşmesi herhangi bir şey var mı?
Diğer yandan o sezon tüm fitili ateşleyen kişinin aslında İhsan Kalkavan olduğunu hatırlıyor musunuz? Yoksa siz o zaman Fenerbahçe’nizi mi tutuyordunuz?
İhsan Kalkavan demedi mi? Ben yönetici değilim, gideceğim ve Ankaragücü’ne teşvik primi vereceğim, bu bir suç değil demedi mi? Hatırlamıyor musunuz?
Aynı hafta İlhan Cavcav Gençlerbirliği’nden kaç oyuncuyu kadro dışı bıraktı hatırlıyor musunuz? Birinci kalecisi bir hafta evvel kırmızı kart gördüğü için oynamayacak olmasına rağmen ikinci kalecisini neden kadro dışı bıraktı? Neden 3. Kalecisi ile sahaya çıktı? Bu 3. Kaleci lig de kaç maça çıkmıştı, yedeği kimdi? Hatırlıyor musunuz?
Yok mu?
O zaman artık susun. Yalan yanlış Galatasaray camiasını lekelemeyi bırakın…
Varsa elinizde bir belge sunun…
Emin olun biz sizler gibi yapmayız, hemen şampiyonluğumuzu iade ederiz, hemen küme düşme talebinde bulunuruz…
Ayrıca maçı tekrar hatırlatmakta fayda var...
Bu senaryonun yazarı Beşiktaş.
Galatasaray 45 averaj, 63 puan., Beşiktaş 43 averaj, 63 puan ile girdiği son hafta da Galatasaray’ın 8 gole ihtiyacı mı var ki 8 gollük bir şike anlaşması yapsın. 2 tane atsak 5 tane atmak zorunda Beşiktaş anlamıyor musunuz halen? 5-0 kazansak şike yok mu diyecektiniz yani? Neye göre şike var? Alınan skora göre mi? Bu nasıl bir saçmalamadır? Üzerinden bu kadar geçen ve sadece saçma sapan konuşmalar yapan bir camia olduğunuzun farkında mısınız? Bizim hocamız ve yöneticilerimiz şike suçlaması ile yargılanmıyor sayın Demirören!
• Yıldırım Demirören 2008 yılında bir konuşma da ‘’ Ankara’da ki basket maçı ‘’ demişti.
• Bu sefer de şike genel kurulunda konuşmasına 8-0 biten Ankaragücü maçını hatırlatarak girdi.
• Ali Koç’un heryerden kovdurttuğu, hiçbir yerde iş verdirtmediği Tuğrul Yenidoğan da Zalad için ‘’ 8 golü yediği dakikaları ayarlayamadı, çok belli etti ‘’ diye ipe sapa gelmez, yanlış bilgiler vermişti. Halbuki Zalad o maçta sadece 5 gol yemiş ve ilk devre sonunda oyundan çıkmıştı.
Beşiktaş camiasının için de büyük bir yaradır o sezon;
Peki nereden geliyor bu yara bir bakalım…
• Tsyd Kupası Finalinde Galatasaray’a 3-2 kaybedip kupayı kazanamadığı için…
• Lig maçında kendi sahasında, İnönü’de Galatasaray’a 3-1 kaybettiği için…
• Lig maçında Samiyen’de Galatasaray ile 1-1 berabere kalıp kazanamadığı için, o gün ikili averaj olmasa da bunun farkında oldukları için…
• Federasyon kupasi finalinin ilk maçında, Ali sami yen'de 1-0 kaybettiği için…
• Federasyon kupasi finalinin ikinci maçında inonu'de 9 kişi kalan Galatasaray’ı yenemeyip 2-2 beraber kalarak kupayi galatasaray'a biraktığı için…
• Cumhurbaşkanlığı kupası finalinde Galatasaray’a 2-0 kaybedip kupayı Galatasaray’a kaptırdığı için…
• Kendilerinin 2 maçta 10 gol attığı Ankaragücü’ne Galatasaray 2 maçta 11 gol attığı için…
Unutulan bu Ankaragücü maçı ile ilgili birkaç sorum var;
• Eski Beşiktaş’lı futbolcu Fikret Demirer o maçta neden oynamamıştır?
• Eski Beşiktaş’lı futbolcu Sinan Engin o maçta neden oynamamıştır?
• Beşiktaş’ın 100. Yıl formasına imza atabilen bu oyuncular neden şikeyi bozmamışlardır? Neden tek günah keçisi Zalad olmuştur.
Rade Zalad ile bir röportaj yapıldı yıllar sonra, bakalım ne demiş Zalad;
1992-93 sezonunun son haftasında g.saray ile ankara’da oynadığınız ve 8-0 yenildiğiniz maçı hatırlıyor musunuz?
Hatırlamaz olurmuyum. 20 yıllık profesyonel futbol yaşantımı o maçta noktaladım.
Neden?
Galatasaray maçında ilk yarı oynadım ve 5-0 öndelerdi. hocamız tınaz tırpan’dı. ilk devre bitti, soyunma odasına girdik. ben eldivenlerimi çıkartıp tınaz hocaya verdim ve, “hoca buraya kadarmış. herkese teşekkür ediyorum. güzel günlerim geçti; ama yarın gazetelerde bu maçla ilgili iğrenç yorumlar yapılacak. ben futbolu bırakıyorum.” dedim. 2. yarıda kaleye arif geçti. 3 tane de o yedi. ama herkes o 8 golü benim yediğimi zannediyor.
Peki, o maçtan önce hiç şike teklifi geldi mi?
kesinlikle almadım. ama g.saray maçında ben takımdaki hiçbir arkadaşımı suçlamıyorum. keşke ben o gün 4 penaltı kurtarsam, harika oynasam ve maçı kazansaydık. ben hâlâ o maçı düşünüyorum. şimdi beşiktaş’ın menajeri olan sinan engin de a.gücü’nde oynuyordu. bana g.saray maçından önce geldi ve, “eğer sen bu maçta iyi oynarsan seni beşiktaş’a kaleci antrenörü olarak alacaklar.” dedi. ben de ona, “bana ne kaleci antrenörlüğünden.” dedim.
Neden Ankaragücü o kadar kötü oynadı?
Biz Galatasaray maçından önceki dört haftada üç galibiyet almış ve ligde kalmayı garantilemiştik. özellikle sarıyer’i yendikten sonra bütün takımda bir rehavet oldu. as oyuncuların çoğu ufak tefek bahanelerle idmanlara çıkmıyordu. kendilerini hiç zorlamadılar. zorladıklarında da adale çekmesini bahane edip idmanı bıraktılar. ayak tenisi oynayıp maçı bekliyorlardı. zaten g.saray maçından önce de tüm basın bu maçta şike olacağını yazarak gündem oluşturmuştu. biz o maçı 2-0 kaybetsek de şike konuşulacaktı.
Sayın Demirören okudunuz mu bu röportajı hiç?
Aksini ispat etme şansınız var mı?
Elinizde bir belge, doküman var mı?
Bir video kaydı, telefon görüşmesi herhangi bir şey var mı?
Diğer yandan o sezon tüm fitili ateşleyen kişinin aslında İhsan Kalkavan olduğunu hatırlıyor musunuz? Yoksa siz o zaman Fenerbahçe’nizi mi tutuyordunuz?
İhsan Kalkavan demedi mi? Ben yönetici değilim, gideceğim ve Ankaragücü’ne teşvik primi vereceğim, bu bir suç değil demedi mi? Hatırlamıyor musunuz?
Aynı hafta İlhan Cavcav Gençlerbirliği’nden kaç oyuncuyu kadro dışı bıraktı hatırlıyor musunuz? Birinci kalecisi bir hafta evvel kırmızı kart gördüğü için oynamayacak olmasına rağmen ikinci kalecisini neden kadro dışı bıraktı? Neden 3. Kalecisi ile sahaya çıktı? Bu 3. Kaleci lig de kaç maça çıkmıştı, yedeği kimdi? Hatırlıyor musunuz?
Yok mu?
O zaman artık susun. Yalan yanlış Galatasaray camiasını lekelemeyi bırakın…
Varsa elinizde bir belge sunun…
Emin olun biz sizler gibi yapmayız, hemen şampiyonluğumuzu iade ederiz, hemen küme düşme talebinde bulunuruz…
Ayrıca maçı tekrar hatırlatmakta fayda var...
· Arif Erdem’in attığı 1. Gol de bir kaleci başka ne yapabilir? Neredeyse o mesafeden kurtarıyormuşta..
· Falco’nun attığı 2. Gol de yakın mesafeden gelen şutu başarıyla önlemiş ama top boş durumda ki Falco’nun önüne açılmış ki Zalad ona da yetişmeye çalışmış.
· Torsten’nin attığı bu gole ne yapılabilir? Hangi kaleci bu golü kurtarabilir? Uğur hem defansı hemde kaleciyi bitirmiş geriye çıkarttığı pasla.
· Torsten’nin atığı bu 4. Gol de topa atlamıyor denebilir ama bence görmüyor.
· Torsten’nin attığı bu 5. Gol de hata yapıyor. Topu elinden kaçırıyor.
Zaten kalan 3 gol maçın 2. Yarısında oluyor ve kalede de Zalad bulunmuyor…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









